verb

whisper

fısıldamak

She whispered a secret in his ear.

Kulağına bir sır fısıldadı.

The wind whispered through the trees.

Rüzgar ağaçların arasından fısıldadı.

((sb.)) ((sth.)) (birine) (bir şey) fısıldamak. She whispered a secret to him.

((that ...)) ...diye fısıldamak. He whispered that he was leaving.

Eş anlamlılar: murmur, mutter; Zıt anlamlılar: shout, yell

Eski İngilizce'de fısıltı sesi gibi yansıma kökenli 'hwisprian' kelimesinden gelir.

'Whisper' kelimesindeki 'wh' ve 'sp' sesleri, fısıldamanın yumuşak, nefesli sesini taklit eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.