adjective

whole

bütün, tüm, tam

He ate the whole cake.

Bütün pastayı yedi.

The whole family went on holiday.

Bütün aile tatile gitti.

Two halves make a whole.

İki yarım bir bütün eder.

((the whole + isim)) bütün (isim) I read the whole book in one day.

((as a whole)) bir bütün olarak The team, as a whole, played well.

entire, complete, total; Antonyms: part, partial

Eski İngilizce'de 'sağlıklı, yaralanmamış, bütün' anlamına gelen 'hāl' kelimesinden gelir. 'heal' (iyileştirmek) ve 'health' (sağlık) ile ilgilidir.

'w' sessizdir, bu yüzden 'hole' (delik) gibi ses çıkarır. Bir şeyi 'bütün' veya tam yapmak için bir 'deliği' doldurduğunuzu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.