noun

chains

zincirler, esaret, kölelik

The prisoner was held in chains.

Mahkum zincirler içinde tutuluyordu.

She wanted to break free from the chains of tradition.

Geleneğin zincirlerinden kurtulmak istiyordu.

((zincirler içinde)) zincirlerle fiziksel olarak kısıtlanmış Mahkumlar zincirler içinde tutuluyordu.

((bir şeyin zincirleri)) bir şeyin getirdiği kısıtlamalar Yoksulluk zincirlerini kırdı.

Eş anlamlılar: prangalar, esaret, bağlar.

'Chain' kelimesinin çoğulu. 'Esaret' mecazi anlamı, mahkumlar için gerçek kullanımından gelişmiştir.

Hem gerçek anlamını hem de kısıtlamanın mecazi ağırlığını hatırlamak için ağır, şıngırdayan zincirleri gözünüzde canlandırın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.