adjective

conclusive

kesin, nihai, sonuca götüren

The evidence was conclusive.

Kanıt kesindi.

They won a conclusive victory.

Kesin bir zafer kazandılar.

((conclusive)) + isim bir şeyin kesin olduğunu tanımlar The evidence was conclusive.

Eş anlamlılar: definitive, decisive, final; Zıt anlamlılar: inconclusive, ambiguous

Latince 'concludere' (sonuçlandırmak) kelimesinden gelir, 'con-' (birlikte) ve 'claudere' (kapatmak) köklerinden oluşur. Bir tartışmayı 'kapatır'.

Bir davayı 'sonuçlandırmanıza' (conclude) olanak tanıyan 'kesin' (conclusive) kanıtları düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.