adjective

courageous

cesur, yürekli

She was a courageous woman who fought for her rights.

Hakları için savaşan cesur bir kadındı.

It was a courageous decision to quit his job.

İşini bırakmak cesurca bir karardı.

cesur bir ((isim)) a courageous woman

((birinin bir şey yapması)) cesurca It was courageous of her to speak out.

Eş anlamlılar: brave, yiğit, korkusuz; Zıt anlamlılar: korkak, çekingen

'courage' (cesaret) + 'dolu' anlamına gelen '-ous' eki. Yani 'cesaret dolu'.

Eğer 'courage' (isim) sahibiyseniz, 'courageous' (sıfat) olursunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.