adjective

cracked

çatlak, kırık, kısık, kaçık

She drank from a cracked cup.

Çatlak bir bardaktan içti.

He spoke in a cracked voice.

Kısık bir sesle konuştu.

I think he's a bit cracked.

Bence o biraz kaçık.

çatlak bir ((isim)) çatlak bir ((isim)) He repaired the cracked wall.

Eş anlamlılar: kırık, parçalanmış; kısık; deli, kaçık

'to crack' (çatlamak) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

İçinde bir 'çatlak' (crack) olan bir ayna düşünün. Görüntü kırıktır, tıpkı 'kısık' bir sesin veya 'kaçık' bir zihnin normal durumda olmaması gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.