noun

cuff

manşet, paça, kelepçe

He adjusted the cuffs of his shirt.

Gömleğinin manşetlerini düzeltti.

The police officer put cuffs on the suspect.

Polis memuru şüpheliye kelepçe taktı.

The phrase 'off-the-cuff' means unprepared.

'Off-the-cuff' ifadesi 'hazırlıksız' anlamına gelir.

((bir manşet)) bir kolun uç kısmı. He wore a shirt with French cuffs.

((kelepçeler)) (çoğul) kelepçe. The prisoner was led away in cuffs.

((doğaçlama)) (deyim) hazırlıksız. He made an off-the-cuff remark.

Eş anlamlılar: sleeve-end, wristband.

Eski İngilizce'de bir tür eldiven olan 'cuffie' kelimesinden gelir. Bağlantı, eli/bileği kaplayan kısımdır.

Gömleğinizin manşetinin (cuff) yanında tuttuğunuz bir KAHVE (coffee) fincanı düşünün. Veya bir polisin 'Cuff 'em!' diye bağırdığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.