verb

dare

cüret etmek, cesaret etmek, meydan okumak

He didn't dare to say anything.

Hiçbir şey söylemeye cüret edemedi.

I dare you to jump over the stream.

Deremin üzerinden atlaman için sana meydan okuyorum.

How dare you speak to me like that!

Benimle bu şekilde konuşmaya nasıl cüret edersin!

((bir şey yapmaya)) cüret etmek bir şey yapmaya cesaret etmek He didn't dare to say anything.

((birine)) meydan okumak ((bir şey yapması için)) birine bir şey yapması için meydan okumak I dare you to jump over the stream.

nasıl cüret edersin ...? öfke ifade etmek için kullanılır How dare you speak to me like that!

Eşanlamlılar: cüret etmek, riske girmek, meydan okumak; Zıt anlamlılar: çekinmek, kaçınmak

Eski İngilizce'deki 'durran' (cüret etmek, yeterince cesur olmak) kelimesinden, Germen kökenlidir.

'Doğruluk mu Cesaret mi?' oyununu düşünün. 'Cesaret' kısmı (dare) cesurca bir şey yapma meydan okumasıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.