verb

decay

çürümek, bozulmak, zayıflamak

The old wooden bridge is starting to decay.

Eski ahşap köprü çürümeye başlıyor.

Sugar makes your teeth decay.

Şeker dişlerini çürütür.

The country's influence has decayed over time.

Ülkenin etkisi zamanla zayıfladı.

((sth.)) decays ((bir şey)) çürür Meyve çürümeye başladı.

Eş anlamlılar: rot, decompose, deteriorate; Zıt anlamlılar: grow, flourish

Latince 'de-' (aşağı, uzak) + 'cadere' (düşmek) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'aşağı düşmek/parçalanmak'tır.

Bir şeyin parçalara 'ayrıldığını' hayal edin. Çürüyen bir bina yıkılıyor. Hem fiziksel hem de soyut şeyler için geçerlidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.