desperate
Çeviri
umutsuz, çaresiz, gözü dönmüş
Örnekler
He was in a desperate situation.
Umutsuz bir durumdaydı.
She made a desperate attempt to escape.
Kaçmak için umutsuz bir girişimde bulundu.
I'm desperate for a cup of tea.
Bir fincan çay için çıldırıyorum.
Dilbilgisi Kalıpları
((bir şey için çaresiz olmak)) (bir şeyi) çok istemek veya ihtiyaç duymak I'm desperate for a cup of tea.
((bir şey yapmaya can atmak)) (bir şeyi) yapmayı çok istemek veya ihtiyaç duymak He was desperate to find a job.
((umutsuz bir durum)) çok ciddi veya kötü bir durum They are in desperate need of help.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
Latince 'desperatus' kelimesinden, 'desperare' (umudunu kaybetmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı. 'de-' (uzak) + 'sperare' (ummak).
Hafıza İpuçları
'Umutsuzluk' (despair) hisseden bir kişi 'umutsuz' (desperate) bir durumdadır. Kelimeler yakından ilişkilidir.