noun

deterrent

caydırıcı, engel

The high fine is a deterrent to speeding.

Yüksek para cezası hız yapmaya karşı bir caydırıcıdır.

Nuclear weapons are a powerful deterrent.

Nükleer silahlar güçlü bir caydırıcıdır.

a deterrent ((to sth.)) (bir şeye karşı) caydırıcı Yüksek para cezası hız yapmaya karşı bir caydırıcıdır.

a powerful/effective deterrent bir sıfatla kullanılır: güçlü/etkili bir caydırıcı Nükleer silahlar güçlü bir caydırıcıdır.

Eş anlamlılar: engel, mani; Zıt anlamlılar: teşvik, özendirici.

Latince 'korkutup kaçırmak' anlamına gelen 'deterrere'den. 'de-' (uzak) + 'terrere' (korkutmak), 'terör' kelimesinin köküdür.

Caydırıcı (deterrent), sizi bir eylemden uzak tutmak için korkunç (terrible) bir şeyin tehdidini kullanır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.