noun

discouragement

cesaretin kırılması, hayal kırıklığı, engel

He felt a sense of discouragement.

Bir cesaret kırıklığı hissetti.

The bad weather was a discouragement to walkers.

Kötü hava yürüyüşçüler için bir engeldi.

((bir)) cesaret kırıklığı ((hissi)) güven veya heves kaybı hissi Bir cesaret kırıklığı hissetti.

((bir)) engel ((için sb.)) birinin bir şeyi yapma olasılığını azaltan şey Kötü hava yürüyüşçüler için bir engeldi.

Synonyms: umutsuzluk, hayal kırıklığı; Antonyms: teşvik, umut

'dis-' (karşıt) ön eki + 'courage' (cesaret) + '-ment' isim eki. Kelimenin tam anlamıyla 'cesaretini kaybetmiş olma durumu' demektir.

'dis-' ekinin 'courage' (cesaretinizi) elinizden aldığını düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.