noun

dismay

dehşet, hayal kırıklığı, korku

To my dismay, the shop was closed.

Hayal kırıklığı içinde dükkanın kapalı olduğunu gördüm.

He looked at her in dismay.

Ona dehşet içinde baktı.

((birinin)) dehşetine birini hayal kırıklığına uğratmak veya şok etmek Dehşet içinde gördüm ki, biletler tükenmişti.

dehşet içinde şok olmuş ve hayal kırıklığına uğramış hissetmek Dehşet içinde dağınıklığa baktı.

Synonyms: consternation, alarm, shock; Antonyms: relief, pleasure, joy

Eski Fransızca 'desmaier' (rahatsız etmek) kelimesinden, 'des-' (yoğunlaştırıcı önek) + 'maier' (rahatsız etmek) kelimelerinden türemiştir.

'This may...' (Bu belki de...) kötü bir sonuca yol açabilir diye düşünmek, size dehşet (dismay) verir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.