adjective

disorderly

düzensiz, karmakarışık, taşkın

His room was always disorderly.

Odası her zaman dağınıktı.

The police arrested him for disorderly conduct.

Polis onu kamu düzenini bozmaktan tutukladı.

((isim)) düzensiz (isim) The meeting ended in a disorderly fashion.

Eş anlamlılar: chaotic, messy, unruly; Zıt anlamlılar: orderly, neat, tidy

'dis-' (değil, zıttı) ön eki + 'orderly' (düzenli, tertipli). Yani kelimenin tam anlamıyla 'düzenli olmayan'.

Her yere kıyafetlerin atıldığı bir oda hayal edin - 'dis-orderly' bir odanın klasik bir örneği.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.