verb

dispense

dağıtmak, vermek, hazırlamak, vazgeçmek

The machine dispenses coffee and tea.

Makine kahve ve çay veriyor.

The pharmacist will dispense your prescription.

Eczacı reçetenizi hazırlayacak.

Let's dispense with the formalities.

Resmiyeti bir kenara bırakalım.

((sth.)) ((to sb.)) (birine) (bir şey) dağıtmak Makine müşterilere kahve veriyor.

((with sth.)) (bir şeyi) bırakmak, vazgeçmek Resmiyeti bir kenara bırakalım.

Eş anlamlılar: dağıtmak, sağlamak, vermek; Zıt anlamlılar: toplamak, biriktirmek

Latince 'dis-' (ayrı) + 'pensare' (tartmak) kelimelerinden gelir. Aslında 'tartıp dağıtmak' anlamına geliyordu.

Nakit para veren bir ATM (cash dispenser) veya ilaç hazırlayıp veren bir eczacıyı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.