verb

disperse

dağıtmak, dağılmak, yaymak

Police used tear gas to disperse the crowd.

Polis kalabalığı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı.

The seeds are dispersed by the wind.

Tohumlar rüzgarla dağılır.

The crowd began to disperse after the concert.

Kalabalık konserden sonra dağılmaya başladı.

((sth.)) (bir şeyi) dağıtmak Rüzgar tohumları dağıttı.

(geçişsiz) dağılmak Kalabalık dağılmaya başladı.

Eş anlamlılar: dağıtmak, yaymak, dağılmak; Zıt anlamlılar: toplamak, bir araya getirmek

Latince 'dis-' (ayrı, genişçe) + 'spargere' (saçmak) kelimelerinden gelir.

'Dis-' kelimesinin 'ayrı' anlamına geldiğini düşünün. Dağıtmak, bir kalabalığın dağılması gibi, şeyleri birbirinden uzaklaştırmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.