adjective

drawn

bitkin, gergin, berabere

She looked pale and drawn after her illness.

Hastalığından sonra solgun ve bitkin görünüyordu.

The match was drawn 1-1.

Maç 1-1 berabere bitti.

((sıfat)) + ((isim)) bitkin bir yüz a drawn face

((fiil)) + ((sıfat)) bitkin görünmek to look drawn

Eş anlamlılar: bitkin, zayıf, yorgun, gergin; Zıt anlamlılar: taze, dinlenmiş, canlı

'Çekmek' anlamına gelen 'to draw' fiilinin geçmiş zaman ortacından gelir. Stres veya hastalık nedeniyle derinin yüz kemikleri üzerine 'çekilmiş' gibi gergin durması anlamındadır.

Tükenmişliğin tüm çizgilerini gösteren, kalemle 'çizilmiş' (drawn) bir yüz hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.