noun

emptiness

boşluk, ıssızlık, hiçlik

He felt a great emptiness in his life.

Hayatında büyük bir boşluk hissetti.

The emptiness of the desert was overwhelming.

Çölün ıssızlığı bunaltıcıydı.

((the emptiness of sth.)) ((sth.))'nın boşluğu The emptiness of the house was strange.

((a feeling of emptiness)) bir boşluk hissi He felt a great emptiness in his life.

Eş anlamlılar: boşluk, hiçlik; Zıt anlamlılar: doluluk, bütünlük

'empty' (boş) sıfatı + 'durum' anlamına gelen ve isim yapan '-ness' ekinden türemiştir.

Çocuklar evden ayrıldıktan sonraki 'boş yuva' (empty nest) hissini düşünün, bu bir boşluk hissi yaratır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.