allow
Çeviri
izin vermek, müsaade etmek, olanak tanımak
Örnekler
Smoking is not allowed here.
Burada sigara içilmez.
Allow me to introduce myself.
Kendimi tanıtmama izin verin.
This app allows you to edit photos.
Bu uygulama fotoğraf düzenlemenizi sağlar.
You should allow two hours for the journey.
Yolculuk için iki saat ayırmalısınız.
Dilbilgisi Kalıpları
((sb.)) ((to-inf)) (birinin) (bir şey) yapmasına izin vermek Ailem geç saate kadar dışarıda kalmama izin verdi.
((sth.)) (bir şeye) izin vermek Binada sigara içilmesine izin vermiyorlar.
allow for (sth.) (bir şeyi) hesaba katmak Yoğun saatlerdeki gecikmeleri hesaba katmalıyız.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
Eski Fransızca 'alouer' (yerleştirmek, vermek) kelimesinden gelir, Latince 'allaudare' (övmek) ve 'allocare' (yerleştirmek) kelimelerinin karışımından türemiştir.
Hafıza İpuçları
Bir güvenlik görevlisinin 'İçeri girmenize izin vereceğim' (I'll allow you in) dediğini hayal edin.