adjective

expedient

uygun, yerinde, faydalı

It might be expedient to sell the shares now.

Hisseleri şimdi satmak uygun olabilir.

This was a politically expedient decision.

Bu, siyasi olarak yerinde bir karardı.

It is expedient ((to-inf)) ... yapmak uygundur It might be expedient to sell the shares now.

an expedient ((noun)) uygun bir (isim) This was a politically expedient decision.

Eş anlamlılar: convenient (uygun), advantageous (avantajlı), practical (pratik); Zıt anlamlılar: inexpedient (uygunsuz)

Latince 'ayakları serbest bırakmak' anlamına gelen 'expedire' kelimesinden, 'ex-' (dışarı) + 'ped-' (ayak). Fikir, ayakları bir tuzaktan kurtarmak, dolayısıyla bir şeyi hazır veya uygun hale getirmektir.

'Hızlı' ve 'uygun' düşünün. Faydalı bir çözüm sizi zor bir durumdan çabucak kurtarır, ancak en ahlaki olanı olmayabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.