noun

eyewitness

görgü tanığı, şahit

An eyewitness described the man to the police.

Bir görgü tanığı adamı polise tarif etti.

((an eyewitness)) ((to sth.)) (bir şeyin) görgü tanığı She was an eyewitness to the crime.

Eş anlamlılar: observer, onlooker, bystander

'eye' (göz) ve 'witness' (tanık) kelimelerinin birleşimi. Kelimenin tam anlamıyla, bir şeyi kendi gözleriyle gören tanık.

Birinin 'gözünün' (eye) bir olaya 'tanıklık ettiğini' (witnessing) hayal edin. Türkçe'deki 'görgü tanığı' tam karşılığıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.