noun

failure

başarısızlık, arıza, ihmal, fiyasko

His business ended in failure.

İşi başarısızlıkla sonuçlandı.

The power failure lasted for hours.

Elektrik kesintisi saatlerce sürdü.

He felt like a complete failure.

Kendini tam bir başarısızlık gibi hissetti.

a/the ((failure)) of sth. bir şeyin başarısızlığı/arızası. It was the failure of the engine.

to be a ((failure)) bir başarısızlık olmak. The plan was a complete failure.

Eş anlamlılar: lack of success (başarısızlık), defeat (yenilgi), breakdown (arıza); Zıt anlamlılar: success (başarı), achievement (başarım)

'fail' fiili + bir eylem veya sonucu belirten '-ure' eki. Eski Fransızca 'faillir' kelimesinden gelir.

'Failure' (başarısızlık), 'fail' (başarısız olmak) eyleminin sonucudur. '-ure' eki genellikle bir sonucu belirtir (ör. pleasure, pressure).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.