fascination
Çeviri
büyülenme, hayranlık, cazibe
Örnekler
She has a fascination with ancient history.
Antik tarihe karşı bir hayranlığı var.
The fascination of the story held him captive.
Hikayenin cazibesi onu esir aldı.
Dilbilgisi Kalıpları
((sth.)) ((için/ile)) büyülenme (sth.) için bir hayranlığı olmak She has a fascination with ancient history.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: cazibe, çekicilik, hayranlık; Zıt anlamlılar: iticilik, sıkıntı
Etimoloji
Latince 'büyülemek' anlamına gelen 'fascinare' kelimesinden gelir.
Hafıza İpuçları
Bir şeye o kadar ilgi duyduğunuzu düşünün ki ona 'sabitlenmişsiniz'.