favouring
Çeviri
tarafını tutmak, tercih etmek, desteklemek, esirgemek
Örnekler
The new rules seem to be favouring the larger companies.
Yeni kurallar büyük şirketleri kayırıyor gibi görünüyor.
I'm not favouring either side in this argument.
Bu tartışmada hiçbir tarafı tutmuyorum.
He was favouring his left leg after the injury.
Sakatlıktan sonra sol bacağını kolluyordu.
Dilbilgisi Kalıpları
((favouring)) ((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) kayırmak He is favouring the blue team.
((favouring)) ((sth.)) ((over sth.)) (bir şeyi) (başka bir şeye) tercih etmek She is favouring the red dress over the blue one.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
'to favour' fiili + şimdiki zaman ortacı için '-ing' eki. 'Favour', 'iyilik, iyi niyet' anlamına gelen Latince 'favor' kelimesinden gelir.
Hafıza İpuçları
'Favouring', bir iyilik yapma veya tercih gösterme *eylemidir*. Bir hakemin bir takımı kayırdığını hayal edin.