noun

finesse

incelik, ustalık, maharet, kurnazlık

She handled the situation with great finesse.

Durumu büyük bir ustalıkla idare etti.

It was a masterpiece of political finesse.

Bu, siyasi bir incelik şaheseriydi.

((with sth.)) bir şeyi ustalıkla ve zarafetle yapmak. Durumu büyük bir ustalıkla idare etti.

Eş anlamlılar: ustalık, incelik, maharet; Zıt anlamlılar: beceriksizlik, kabalık

Eski Fransızca 'finesse' (incelik, kurnazlık) kelimesinden, o da 'fin' (ince) kelimesinden gelir.

Türkçedeki 'fines' kelimesiyle karıştırılabilir ama anlamı farklıdır. 'İnce' bir işçilik, 'ince' bir zeka gerektiren durumları düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.