fixate
Çeviri
takılıp kalmak, saplanmak, gözünü dikmek
Örnekler
He tends to fixate on small details.
Küçük ayrıntılara takılıp kalma eğilimindedir.
Don't fixate on your past mistakes.
Geçmişteki hatalarına takılıp kalma.
Dilbilgisi Kalıpları
((on sth.)) bir şeye takılıp kalmak He tends to fixate on small details.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: obsess, focus on, dwell on
Etimoloji
'fix' (sabitlemek) + '-ate' (fiil yapan ek). Zihinsel olarak bir şeye 'sabitlenmiş' olma fikri.
Hafıza İpuçları
Gözlerinizin bir şeye 'sabitlendiğini' ve başka tarafa bakamadığınızı hayal edin. Ona 'takılıp kalıyorsunuz'.