verb

force

zorlamak, mecbur etmek

They forced him to sign the document.

Onu belgeyi imzalamaya zorladılar.

She forced a smile.

Zoraki bir şekilde gülümsedi.

He forced the door open.

Kapıyı zorlayarak açtı.

((birini)) ((bir şey yapmaya)) zorlamak They forced him to sign the document.

((bir şeyi)) zorla yapmak She forced a smile.

((bir şeyi)) zorlayarak ((bir duruma getirmek)) He forced the door open.

Eş anlamlılar: compel, oblige, coerce; İsim: strength, power

Latince 'güçlü' anlamına gelen 'fortis' kelimesinden gelir.

Birini 'force' (zorlamak - fiil), ona 'force' (güç - isim) uygulamaktır. İsim anlamı olan 'güç' için Star Wars'daki 'Güç'ü (The Force) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.