verb

grant

vermek, bahşetmek, kabul etmek, onaylamak

The council granted her permission to build.

Belediye ona inşaat izni verdi.

He was granted asylum in the UK.

Ona Birleşik Krallık'ta sığınma hakkı tanındı.

I grant you that it is a difficult situation.

Kabul ediyorum ki bu zor bir durum.

((sb.)) ((sth.)) (birine) (bir şeyi) resmi olarak vermek, izin vermek The council granted her permission.

((sth.)) ((to sb.)) (bir şeyi) (birine) resmi olarak vermek, izin vermek They granted asylum to him.

((that-clause)) (...olduğunu) kabul etmek I grant that it's difficult.

Eş anlamlılar: vermek, izin vermek, bahşetmek; Zıt anlamlılar: reddetmek, geri çevirmek

Eski Fransızca 'granter' (söz vermek, temin etmek) kelimesinden gelir, Latince 'credere' (inanmak) ile ilgilidir.

Bir cinin 'Sana üç dilek hakkı veriyorum (grant)' dediğini hayal edin. Bu, bir şeyi resmi olarak verme eylemidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.