adjective

habitual

alışılmış, her zamanki, itibari

He gave his habitual smile.

Alışılmış gülümsemesini sergiledi.

His habitual lateness annoyed his friends.

Alışılmış gecikmesi arkadaşlarını sinirlendirdi.

He is a habitual liar.

O, alışkanlık haline gelmiş bir yalancıdır.

((+ isim)) alışkanlık olarak yapılan His habitual lateness annoyed his friends.

Eş anlamlılar: usual, customary, regular; Zıt anlamlılar: unusual, occasional

Latince 'alışkanlık, gelenek' anlamına gelen 'habitus' kelimesinden gelen 'habitualis'ten türemiştir.

Bu kelime basitçe 'habit' (alışkanlık) kelimesinin sıfat halidir. Bir şey alışkanlıksa, o 'habitual'dır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.