verb

hasten

acele ettirmek, hızlandırmak, acele etmek

The bad weather hastened their departure.

Kötü hava onların ayrılışını hızlandırdı.

We must hasten to find a solution.

Bir çözüm bulmak için acele etmeliyiz.

He hastened to add that he meant no offence.

Kötü bir niyeti olmadığını eklemek için acele etti.

((bir şeyi)) (bir şeyi) hızlandırmak Kötü hava onların ayrılışını hızlandırdı.

((fiil)) (bir şey yapmak için) acele etmek Bir çözüm bulmak için acele etmeliyiz.

Eş anlamlılar: hızlandırmak, çabuklaştırmak, acele etmek; Zıt anlamlılar: geciktirmek, yavaşlatmak

'haste' isminden ve fiil yapan '-en' ekinden türemiştir (ör. widen, shorten).

'Hasten', bir şeye 'haste' (acele) katmaktır. '-en' eki genellikle 'yapmak' veya 'olmasına neden olmak' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.