adjective

hesitant

tereddütlü, kararsız, çekingen

He was hesitant about signing the contract.

Sözleşmeyi imzalama konusunda tereddütlüydü.

She gave a hesitant smile.

Tereddütlü bir gülümseme sergiledi.

((olmak)) tereddütlü ((bir şey hakkında)) bir şey hakkında tereddütlü olmak Sözleşmeyi imzalama konusunda tereddütlüydü.

tereddütlü bir ((isim)) tereddütlü bir (isim) Tereddütlü bir gülümseme sergiledi.

Eş anlamlılar: uncertain (belirsiz), unsure (emin olmayan), reluctant (isteksiz); Zıt anlamlılar: confident (kendine güvenen), decisive (kararlı)

Latince 'haesitare' (takılıp kalmak, kararsız olmak) kelimesinden gelir. 'hesitate' fiilinin sıfat halidir.

'hesitate' (tereddüt eden) biri 'hesitant' (tereddütlü) olur. '-ant' eki genellikle sıfat yapar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.