verb

hesitate

tereddüt etmek, duraksamak

She hesitated for a moment.

Bir an tereddüt etti.

Don't hesitate to ask for help.

Yardım istemekten çekinme.

tereddüt etmek ((bir anlığına/ -meden önce)) bir şey yapmadan veya söylemeden önce duraksamak Cevap vermeden önce tereddüt etti.

tereddüt etmek ((-mek için)) bir şeyi yapmaya isteksiz olmak Yardım istemekten çekinme.

Eş anlamlılar: pause (duraklamak), waver (tereddüt etmek), falter (bocalamak); Zıt anlamlılar: decide (karar vermek), proceed (devam etmek), act (harekete geçmek)

Latince 'takılıp kalmak, kekelemek' anlamına gelen 'haesitare' kelimesinden gelir.

Birinin konuşmaktan çekiniyormuş gibi yavaşça 'he-si-tate...' dediğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.