noun

incentive

teşvik, özendirici şey, güdü

The company offers a financial incentive.

Şirket mali bir teşvik sunuyor.

There is little incentive for them to change.

Değişmeleri için çok az teşvik var.

((bir teşvik)) ((bir şey yapmak için)) bir şeyi yapmak için bir neden. The bonus was an incentive to work harder.

((bir teşvik)) ((birinin)) ((bir şey yapması için)) birinin bir şeyi yapması için bir neden. There is no incentive for people to save fuel.

Eş anlamlılar: motivation, inducement, stimulus, spur; Zıt anlamlılar: disincentive, deterrent.

Latince 'tonu belirleyen' anlamına gelen 'incentivus' kelimesinden, 'şarkıya başlamak' anlamına gelen 'incinere' fiilinden türemiştir.

Bir 'incentive' (teşvik), sizi eyleme 'in' (dahil) olmak istemenizi sağlar. Size harekete geçmeniz için bir sinyal 'gönderir' (sends).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.