adjective

indicative

gösteren, belirten, delalet eden

His smile was indicative of his happiness.

Gülümsemesi mutluluğunun bir göstergesiydi.

These results are indicative of a wider problem.

Bu sonuçlar daha geniş bir soruna işaret ediyor.

((of sth.)) (bir şeyin) göstergesi olmak Gülümsemesi mutluluğunun bir göstergesiydi.

Synonyms: gösteren, belirten, simgesel; Antonyms: yanıltıcı

Latince 'indicare' (işaret etmek) kelimesinden gelir, 'in-' (yönelik) + 'dicare' (ilan etmek).

'Indicate' (belirtmek) fiilini düşünün. Bir şey başka bir şeyin 'indicative' (göstergesi) ise, onu belirtir veya ona işaret eder. Tıpkı işaret parmağı gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.