adjective

lonely

yalnız, kimsesiz

He felt lonely after his friends moved away.

Arkadaşları taşındıktan sonra kendini yalnız hissetti.

It was a lonely road with few cars.

Çok az arabanın olduğu ıssız bir yoldu.

((sb.)) feels lonely arkadaşı veya şirketi olmadığı için üzgün hissetmek. He feels lonely sometimes.

((a/the)) lonely ((isim)) bir yeri izole olarak tanımlamak. It was a lonely house on the hill.

Synonyms: lonesome, isolated; Antonyms: sociable, popular

'lone' (tek) ismine, sıfat oluşturan '-ly' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.

'Lonely' tek başına olmanın üzücü hissidir, oysa 'alone' sadece fiziksel durumdur. Yalnız (alone) olabilir ama yalnız (lonely) hissetmeyebilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.