adjective

merciful

merhametli, insaflı

The merciful judge gave him a lighter sentence.

Merhametli yargıç ona daha hafif bir ceza verdi.

It was a merciful end to his suffering.

Bu, onun acılarının merhametli bir sonuydu.

merciful ((to sb.)) ((birine)) merhametli olmak Kral mahkumlara karşı merhametliydi.

Eş anlamlılar: compassionate, lenient; Zıt anlamlılar: merciless, cruel

'mercy' (merhamet) + '-ful' (dolu) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'merhamet dolu'dur.

'Merhametle dolu' birini düşünün. '-ful' eki, anlamı için büyük bir ipucudur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.