verb

accept

kabul etmek, razı olmak, almak

I accept your kind invitation.

Nazik davetinizi kabul ediyorum.

Please accept my sincere apologies.

Lütfen içten özürlerimi kabul edin.

He doesn't accept that he was wrong.

Hatalı olduğunu kabul etmiyor.

This machine accepts all major credit cards.

Bu makine tüm yaygın kredi kartlarını kabul etmektedir.

((bir şeyi)) bir şeyi almayı kabul etmek She accepted the gift.

((... olduğunu)) bir şeyin doğru olduğunu kabul etmek I accept that it's my fault.

((birini bir şey olarak)) birini bir şey olarak görmek They accepted him as one of the team.

Synonyms: agree to, receive, acknowledge; Antonyms: refuse, reject, decline

Latince 'bir şeyi kendine almak' anlamına gelen 'accipere' kelimesinden, 'ad-' (yönelme) + 'capere' (almak) köklerinden gelir.

Birinin kendisine sunulan bir şeyi 'almak' ('capere') için ellerini uzattığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.