noun

mouthpiece

ağızlık, sözcü, yayın organı

He cleaned the mouthpiece of his trumpet.

Trompetinin ağızlığını temizledi.

The newspaper was a mouthpiece for the government.

Gazete, hükümetin bir sözcüsüydü.

((isim)) bir enstrümanın veya cihazın parçası The mouthpiece of the phone was broken.

((a mouthpiece for sb./sth.)) başkasının görüşlerini ifade eden bir kişi veya yayın The journal acted as a mouthpiece for the opposition party.

Synonyms: spokesperson, representative, organ

'mouth' (ağız) ve 'piece' (parça) kelimelerinden oluşan birleşik bir kelime. Kelimenin tam anlamıyla 'ağız için bir parça' demektir.

Kelimenin tam anlamıyla düşünün: 'ağzınıza' giren veya yakınına gelen bir 'parça' (bir enstrümandaki gibi) veya bir grup için 'ağız parçası' (sözcü) olan bir kişi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.