noun

assertion

iddia, sav, beyan

His assertion of innocence was not believed.

Masumiyet iddiasına inanılmadı.

We need evidence, not just a bold assertion.

Sadece cesur bir iddiaya değil, kanıta ihtiyacımız var.

((... olduğu)) iddiası Projenin başarılı olacağı yönündeki iddiası doğruydu.

((bir şeyin)) ileri sürülmesi Haklarını ileri sürmesi gerekliydi.

Eş anlamlılar: claim, declaration, statement; Zıt anlamlılar: denial, refutation

Latince 'iddia etmek' anlamına gelen 'asserere' kelimesinden gelir. 'ad-' (yönelme) + 'serere' (birleştirmek). Fikir, kişinin görüşünü bir tartışmaya 'katmasıdır'.

'Assertion', bir gerçeğin veya inancın kendinden emin ve güçlü bir şekilde ifade edilmesidir. Bunu 'to assert' (iddia etmek) fiilinin sonucu olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.