noun

presumption

varsayım, tahmin, küstahlık, cüret

The presumption of innocence is a legal principle.

Masumiyet karinesi yasal bir ilkedir.

Your theory is based on a flawed presumption.

Teoriniz hatalı bir varsayıma dayanıyor.

He had the presumption to ask for a raise.

Maaş zammı isteme cüretini gösterdi.

((of sth.)) bir şeyin varsayımı Masumiyet karinesi önemlidir.

((that ...)) ...olduğu varsayımı Onun suçlu olduğu varsayımına dayanıyor.

((to-inf)) ...yapma cüreti Profesörü düzeltme cüretini gösterdi.

Eş anlamlılar: assumption, supposition (anlam 1 için); arrogance, audacity (anlam 2 için)

'Presume' fiilinden gelir. Latince 'prae-' (önce) + 'sumere' (almak) köküne isim yapan '-tion' eki eklenir.

Bu, 'varsayma' eylemi veya sonucudur. Tarafsız bir varsayım olabileceği gibi olumsuz, kibirli bir varsayım da olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.