noun

pretense

bahane, numara, sahtekarlık

He made no pretense of being interested.

İlgileniyormuş gibi bir numarası yapmadı.

She dropped her pretense of nonchalance.

Umursamaz tavrını bıraktı.

They kept up the pretense that they were happily married.

Mutlu bir evlilikleri olduğu bahanesini sürdürdüler.

((... bahanesiyle)) yanlış bir sebep kullanarak Gazeteci olma bahanesiyle partiye girdi.

((... numarası yapmak)) bir şey yapıyormuş gibi davranmak Onu dinliyormuş numarası yaptı.

Eş anlamlılar: bahane, numara, sahtekarlık; Zıt anlamlılar: dürüstlük, gerçeklik

Latince 'praetendere' (öne uzatmak, iddia etmek) kelimesinden gelir, 'prae-' (ön) + 'tendere' (uzatmak).

'Pre-tend' (gibi davranmak) olarak düşünün. Gerçek olmadan 'önce' bir şeye 'eğilim' gösteriyorsunuz, yani bir maske takıyorsunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.