verb

provoke

provoke etmek, kışkırtmak, neden olmak

Don't provoke the dog.

Köpeği provoke etme.

The article provoked a debate.

Makale bir tartışma başlattı.

((sb.)) (birini) provoke etmek Beni provoke etmeye çalışıyordu.

((sth.)) (bir şeye) neden olmak Karar büyük bir tepkiye neden oldu.

((sb.)) ((into -ing)) (birini) (bir şey yapmaya) kışkırtmak Onu sinirlenmeye kışkırttılar.

Eş anlamlılar: kışkırtmak, neden olmak, kızdırmak; Zıt anlamlılar: yatıştırmak, sakinleştirmek

Latince 'pro-' (ileri) + 'vocare' (çağırmak) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'ileri çağırmak' demektir.

Birinden veya bir şeyden bir tepki 'çağırmak'. Kırmızı bir bez sallayarak bir boğayı çağırdığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.