verb

reconcile

uzlaştırmak, barıştırmak, bağdaştırmak

They finally reconciled after a long argument.

Uzun bir tartışmadan sonra nihayet barıştılar.

It's hard to reconcile these two different ideas.

Bu iki farklı fikri bağdaştırmak zor.

She needs to reconcile her bank statement.

Banka hesap özetini kontrol etmesi gerekiyor.

((uzlaşmak)) ((ile)) biriyle uzlaşmak Babasıyla uzlaşmak istiyor.

((bağdaştırmak)) ((ile)) bir şeyi bir şeyle bağdaştırmak Eylemlerini sözlerinle bağdaştır.

((mutabakat yapmak)) bir şeyi mutabakat yapmak Banka hesabımda mutabakat yapmam gerekiyor.

Synonyms: resolve, settle, harmonize; Antonyms: estrange

're-' (tekrar) + Latince 'conciliare' (bir araya getirmek). Tekrar bir araya getirmek.

Karşıt tarafları bir araya getirmek için 'tekrar' bir 'konsey' topladığınızı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.