verb

restrain

zaptetmek, engellemek, tutmak, sınırlamak

Please restrain your dog.

Lütfen köpeğinizi zaptedin.

She had to restrain herself from shouting.

Bağırmamak için kendini tutmak zorunda kaldı.

He was restrained by two officers.

İki memur tarafından zaptedildi.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) zaptetmek Lütfen köpeğinizi zaptedin.

((sb.)) from -ing (birinin bir şey) yapmasını engellemek Bağırmamak için kendini tutmak zorunda kaldı.

Eş anlamlılar: kontrol etmek, geri tutmak, bastırmak; Zıt anlamlılar: serbest bırakmak, özgürleştirmek

Latince 'geri bağlamak' anlamına gelen 'restringere' kelimesinden gelir; 're-' (geri) + 'stringere' (sıkıca çekmek).

Bir atın 'dizginlerini' (reins) çekerek onu 'zaptettiğinizi' (restrain) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.