noun

setting

ortam, mekan, ayar, dekor

The novel has a beautiful mountain setting.

Romanın güzel bir dağ ortamı var.

I need to change the settings on my phone.

Telefonumdaki ayarları değiştirmem gerekiyor.

She arranged the table settings for dinner.

Akşam yemeği için masa düzenini hazırladı.

the setting of ((sth.)) (...nın) geçtiği yer/ortam. The setting of the story is Paris.

a ((adj.)) setting (... bir) ortam. It was a romantic setting for a wedding.

Eş anlamlılar: environment, background, location, configuration (çevre, arka plan, konum, yapılandırma)

'Set' (kurmak) fiilinden gelir, kurma eylemi veya kurulmuş olma durumu anlamına gelir. Bir şeyin 'kurulduğu' yerdir.

Bir oyun için sahneyi 'kurduğunuzu' veya bir cihazdaki seçenekleri 'ayarladığınızı' hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.