settled
Çeviri
yerleşmiş, kararlaştırılmış, sakin, oturmuş
Örnekler
He leads a settled life in the countryside.
Kırsalda yerleşik bir hayat sürüyor.
The matter is now settled.
Mesele artık karara bağlandı.
They are a settled community.
Onlar yerleşik bir topluluk.
Dilbilgisi Kalıpları
((be)) settled kararlaştırılmış/sakin olmak The question is settled.
((a)) settled ((isim)) yerleşik/sakin bir (isim) She has a settled routine.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
'To settle' (yerleşmek, çözmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı. Eski İngilizce'de 'oturtmak, yerleştirmek' anlamına gelen 'setlan' kelimesinden gelir.
Hafıza İpuçları
Bir yere yerleşmiş (settled) ve artık düzenini kurmuş bir aileyi düşünün. Hayatları artık istikrarlı ve sakindir.