adjective

stark

sert, yalın, bariz, tam

The room was stark and simple.

Oda yalın ve basitti.

The stark reality is that we are losing.

Acı gerçek şu ki, kaybediyoruz.

There is a stark contrast between their lives.

Hayatları arasında bariz bir tezat var.

((stark)) + isim (örn. contrast, reality) çok bariz ve net bir şeyi tanımlamak için. The stark reality is we have no money.

((stark)) + isim (örn. room, landscape) çıplak ve sade bir yeri tanımlamak için. The stark landscape was beautiful in its own way.

Eş anlamlılar: bare (çıplak), harsh (sert), bleak (kasvetli); Zıt anlamlılar: ornate (süslü), lush (gür)

Eski İngilizce 'sert, güçlü' anlamına gelen 'stearc' kelimesinden. Almanca 'stark' (güçlü) ile ilgilidir.

Almanca 'stark' (güçlü) kelimesini düşünün. 'Stark' bir tasarım, dekorasyonsuz, sadeliği içinde 'güçlü'dür.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.