verb

stink

kötü kokmak, berbat olmak

The old garbage began to stink.

Eski çöpler kokmaya başladı.

This movie really stinks.

Bu film gerçekten berbat.

The whole situation stinks of corruption.

Bütün durum yolsuzluk kokuyor.

((özne)) kötü kokmak. Çöp kötü kokuyor.

((özne)) (gayriresmi) berbat olmak. Bu film berbat.

((özne)) ((of sth.)) ... kokmak (mecazi). Plan çaresizlik kokuyor.

Eş anlamlılar: reek, smell bad; Zıt anlamlılar: smell good, smell sweet

Eski İngilizce'de 'bir koku yaymak' anlamına gelen 'stincan' kelimesinden gelir. Olumsuz anlamı baskın hale gelmiştir.

Kokarca (skunk) düşünün. Kokarcalar yaydıkları kötü kokuyla ünlüdür. Skunk ve stink benzer seslere sahiptir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.