noun

ticket

bilet, ceza makbuzu

I bought a ticket for the concert.

Konser için bir bilet aldım.

You need a ticket to ride the train.

Trene binmek için bilete ihtiyacın var.

He got a ticket for speeding.

Hız yapmaktan ceza yedi.

((bir şey için bilet)) bir etkinlik veya ulaşım için geçiş Otobüs için bir bilete ihtiyacım var.

((bir yere bilet)) bir yere seyahat etmek için geçiş Londra'ya bir bilet aldı.

paso, fiş, koçan

Eski Fransızca 'estiquet' (küçük not) kelimesinden gelir ve 'yapıştırmak' anlamına gelen Cermen kökenlidir. Aslında bir şeye yapıştırılmış not anlamına geliyordu.

Ödeme yaptığınızı göstermek için ceketinize bir bilet 'taktığınızı' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.