noun

trial

duruşma, deneme, sınama, zorluk

The murder trial lasted for six weeks.

Cinayet davası altı hafta sürdü.

You can get the software on a free trial.

Yazılımı ücretsiz deneme sürümüyle alabilirsiniz.

It was a time of great trial for the family.

Aile için büyük bir imtihan zamanıydı.

((sth.)) suçundan yargılanmak on trial for (sth.) Hırsızlıktan yargılanıyor. He is on trial for theft.

((sth.)) denemesi a trial of (sth.) Yeni aşının bir denemesini yapıyorlar. They are conducting a trial of the new vaccine.

Eş anlamlılar: case, hearing (hukuki); test, experiment (deney); ordeal, hardship (zorluk)

Eski Fransızca 'trial' (deneme süreci) kelimesinden, o da 'trier' (denemek) kelimesinden gelir. 'triage' ile aynı köktendir.

Bir şeyi 'denemeyi' (to try) düşünün. Hukuki bir duruşma ('trial') gerçeği bulmaya 'çalışır'. Bir ürün denemesi ('trial') onu 'denemenizi' sağlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.